Şiirlerim

21/5/2007 -

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/5/2007 - Hayat Yorgunu

Hayat Yorgunu

 

İri şakayıklar görsem bahçende
gün akşama dönerken perdeleri kapanmış
yıllanmış kırmızı yapraklarıyla
hüzün anımsatır bana
narin duruşu
tıpkı senin gibi
hayat yorgunu

Sarılırım gecenin donuk kollarına
geri getirecekmiş gibi
seni tekrar bana
azığımda dokuz milimetrelik soğuk tabanca
katık olmanı istiyorum son umutlarıma
çok açık konuştum
inan bana.

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/5/2007 - Gel Artık Timenos-2

Kategori: Toplumsal

Gel Artık Timenos-2

Gün yorgunu Güneş kül rengi bulutlar arasından
adaların arkasına çekilirken
radyoda eski günlerden bir şarkı ve balkonda Terinos

Kinidos’ta
gökyüzünün sonsuz boşluğunda
yuvasına geç kalmış martı çığlıkları ile
iri üzüm tanelerine benzeyen yıldızlı
bir yaz gecesi başlıyordu ve sahilde Terinos

Ege’ye özgü işte bu lacivert gecelerde
imbatla beraber Afrodit’in saçları teninde uçuşur
Timenos’tan gelen mektupları tekrar tekrar okur
dalgalara gözlerini yaslardı

Timenos
Ahh! Timenos ilk göz ağrısı

Terinos’un kayık yapıp denize bıraktığı kağıt parçası
kanadı kırık martıları kıskandırırcasına
yavaş yavaş uzaklaşırken
Timenos’u daha dünmüş gibi
iki sene önce Şark hizmetine gönderdiği günü anımsadı

Amfi tiyatrodan yayılan hüzünlü keman sesleri
ılık kumlar üzerinde bağdaş kurup otururken
kemancının tellere dokunuşu gibi
Terinos’un denize salıverdiği kağıttan kayık
gideceği yeri bilircesine gözden kayboldu

içinde uyanan çocukla el ele yorgun ama umutlu
keçiboynuzu ve badem ağaçları arasında
evin yolunda Terinos

Geceye yayılan seslere sarılıp
yüreğini uykunun sonsuz boşluğuna bıraktı

Gün uyanmadan kapının tokmağı aralıklarla vuruldu
Uykulu gözlerle anne kapıya koştu
“Timenos” desem inanmazsınız belki ama
(şair Terinos ve ailesine bir güzellik yaptı)
ve kapıda yol yorgunu oğlu Timenos vardı.

Mehmet Akif Tiryaki
03.05.2007
 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/4/2007 -

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/4/2007 - Sakhar İle Kumriye

Kumriye kırmızı, rugan pabuçlu,
Sakhar yakışıklı, zayıf uzun boylu.
Dolaştılar hep el ele
Ömür boyu İstanbul’u.

Elbiseleri Çamlıca toprağı rengi, ebruli,
Babaannem severdi onları içinden geldiği gibi.
Der di; “-Gözleri kehribar tespih taneleri.”
Üsküdar’a gitmekti tek gayeleri.

Bir söz vardır;
Bir şey kırk gün söylenirse olur,
İkincisi;
Akar su yolunu kendisi bulur.

Sakhar ile Kumriye dolaştılar birlikte,
Pencere kenarlarında,
Beraber çıktılar yemeğe,
Yıldız’da, Fındıklı’da.

Üsküdar’ı seyrettiler,
Beşiktaş’ta, Eminönü’nde, Fatih’te,
Hep oraya gitmek istediler yüzüme baktılar
Beni gördüklerinde.

Birkaç gündür yoklar ortada,
Hiç gözükmediler günlerce bana.
Ne pencerede ne de balkonda.
Bu günlerde yağmur vardı İstanbul’da.

Dün gece rüyamda gördüm,
El salladılar, Beyazıt Meydanı’nda,
“-Üsküdar’a gidelim, Üsküdar’a gidelim.” Dediler,
Süleymaniye Camii’nin şadırvanında

Uyandığımda baktım;
Yan gözle beni arıyorlardı
Buğulu camın ardında.

Yağmurlu bir cumartesi sabahında,
Usulca penceremi açtım,
Bir adım sonra onları rahatlattım.

Şimdi sıra sabah konuklarımla kahvaltıda,
Erkenciyim,
Günüm başladı altıda.
Nasipse bu gün kahvaltıdan sonra
Götüreceğim onları şehir hatları vapuru ile
Üsküdar'a.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/4/2007 -

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/4/2007 - Aşk

Süpürge Çiçeginden Hediye

Sirin kasabamizda
çiçekçi yoktu.
Nalbur dükkanlarinda
kuru süpürge çoktu.

Birkaç gün sonra
annemin dogum günü.
Çarsiya gittim,
süpürge aldim.
Iki buçuk liraya
oldu bu is galiba.


Tek tek koparip onu
vazoya koydum,
içine su doldurup
açmasini bekledim.
Çiçek vermesi için
dualarla besledim.

Dogum günü yaklasti,
gün günü kovaladi,
pembe ufak çiçekler
kuru dallarda açti.

Pazara gittim,
boncuk bir kolye aldim,
çali süpürgesinden
bir demet çiçek yaptim.
Bu kolyenin yanina
onu arkadas kattim.

Hediyemi verdim,
agliyordu yine,
seni çok seviyorum,
iyi ki dogdun
anne.

 

Mehmet Akif Tiryaki

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/4/2007 -

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/4/2007 - ŞİİR

Tren Şiir Ve Eskişehir

Isparta yolcusu olduğum gece,
İstanbul cemrelerden sonra gelen
baharı misafir etmekte zorlanıyordu.
Bostancı tren istasyonunda tinerci bir çocuk
sigara istedi, sigaram yoktu.
Nihayet Haydarpaşa’dan on yedi otuz beşte kalkan
Pamukkale ekspresi geldi,
üçüncü vagon önümde durdu.

Yorgun bedenim tek kişilik koltuğa kuruldu.
Yanımda erzak poşetim ve üç sandviç iki meyve suyu,
bir de gazetem vardı çözecektim yolda sudoku.
Seviyordum tren yolculuğunu.

Eskişehir’de mola verdiğimizde
sandviçlerimin ikisini bitirdim,
bir tanesi de poşette.
Elimi cama koyup dışarıya baktım,
karanlıktı gece.
Trenin yolu yarıladığı saatlerde
radyomun kulaklıkları sağlı sollu yerlerine oturdu,
şiirim okunduğunda etrafımda kimseler yoktu.
Ne güzeldi gece ve şiir
ve de,
eskiden dargın olduğum o masum
içinden nehir geçen şehir.

İhtiyaç molası bitti,
tekrar boşalan vagonlar doldu,
ben hiç kalkmadım koltuğumdan,
Eskişehir’e yağmur yağıyordu.

Bu gece karışık bir dondurma ısmarladı
bana adını bilmediğim bir kişi,
külahımda beş çeşit lezzet,
hepsi de birbirinden farklı,
yalnızlık, yağmurun sesi, tren, şiir ve Eskişehir.

Ruhum şiir yağmurları ile ıslandı,
dargın olduğum şehir bu gece
barışmam için elinden geleni yaptı.
Üçümüz de ıslandık.
Tren, ben ve dışarıdaki bir gözü mavi kedi.

Gece çok hoştu,
Eskişehir’e olan kırgınlığım artık son buldu.
Cama gözlerimi serdim,
tren hızını alamamış çocuklar gibi koşuyordu.
Enis Abi “Telgrafın tellerine kuşlar mı konar”
Plağını koydu,
hışırtılı plak sesini özlemişim,
bu ses bir başka duygu.

Gözlerim buğulandı, Eskişehir havasına uydu,
ne güzeldi trende şiir ve Eskişehir.
Radyodaki şarkıcı;
“Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma,
şu gençlikte neler geldi cahil başıma.”
Diyordu.
Tren süratlendi,

Radyodan çıkan ezgiler, güzel sözlerle şiirler
beni rüyalı bir uykuya doğru ittiğini hissettim.
Uyandığımda etraf gül kokuyordu.

Ne güzeldi trende şiir ve Eskişehir,
ne güzeldi pembe gülün kokusu ile uyanmak,
ne güzeldi hayatı doya doya yaşamak.

Umutla sarılmak kelimelerin her hecesine,
sevgiyle bakmak hayatın romantik resmine.
“İşte geldik gidiyoruz, kalanlara selam olsun”
dercesine…

 

Mehmet Akif Tiryaki

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/4/2007 - Sevdaya Beş Kala

Sevdaya Beş Kala (2)

 

Sevdaya beş kala

Yetişemedim

Arkandan el salladım

Islık çaldım

Kaçırdım sevdaya beş kala

Seslendim avaz avaz

Duyuramadım.

 

Sevdaya beş kala

Kent sokaklarında

Seni aradım

Bulamadım.

 

Sonsuzluk limanında

Rüya kasabasında

Sevdaya beş kala

Elimi uzattım

Uzanamadım

 

Sevdaya beş kala

Saçların başucumda

Okşadım

Alnından öptüm, kokladım

Doyamadım

 

Anılarımda hep seni sakladım

Saatler sevda ile buluştu

Ben yine yalnız kaldım.

 

Mehmet Akif Tiryaki

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Dürüst, saf, temiz olmak, namusuyla, onuruyla yaşamak, insan olmanın en temel erdemidir. Intelligent And Honest Mehmet Akif Tiryaki

Kategoriler

Arkadaşlarım

atilaisik
akiftiryaki
perfectfoto