15/5/2007 - Hayat Yorgunu
|
Hayat Yorgunu
İri şakayıklar görsem bahçende gün akşama dönerken perdeleri kapanmış yıllanmış kırmızı yapraklarıyla hüzün anımsatır bana narin duruşu tıpkı senin gibi hayat yorgunu
Sarılırım gecenin donuk kollarına geri getirecekmiş gibi seni tekrar bana azığımda dokuz milimetrelik soğuk tabanca katık olmanı istiyorum son umutlarıma çok açık konuştum inan bana. |
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/5/2007 - Gel Artık Timenos-2
|
Gel Artık Timenos-2
Gün yorgunu Güneş kül rengi bulutlar arasından adaların arkasına çekilirken radyoda eski günlerden bir şarkı ve balkonda Terinos
Kinidos’ta gökyüzünün sonsuz boşluğunda yuvasına geç kalmış martı çığlıkları ile iri üzüm tanelerine benzeyen yıldızlı bir yaz gecesi başlıyordu ve sahilde Terinos
Ege’ye özgü işte bu lacivert gecelerde imbatla beraber Afrodit’in saçları teninde uçuşur Timenos’tan gelen mektupları tekrar tekrar okur dalgalara gözlerini yaslardı
Timenos Ahh! Timenos ilk göz ağrısı
Terinos’un kayık yapıp denize bıraktığı kağıt parçası kanadı kırık martıları kıskandırırcasına yavaş yavaş uzaklaşırken Timenos’u daha dünmüş gibi iki sene önce Şark hizmetine gönderdiği günü anımsadı
Amfi tiyatrodan yayılan hüzünlü keman sesleri ılık kumlar üzerinde bağdaş kurup otururken kemancının tellere dokunuşu gibi Terinos’un denize salıverdiği kağıttan kayık gideceği yeri bilircesine gözden kayboldu
içinde uyanan çocukla el ele yorgun ama umutlu keçiboynuzu ve badem ağaçları arasında evin yolunda Terinos
Geceye yayılan seslere sarılıp yüreğini uykunun sonsuz boşluğuna bıraktı
Gün uyanmadan kapının tokmağı aralıklarla vuruldu Uykulu gözlerle anne kapıya koştu “Timenos” desem inanmazsınız belki ama (şair Terinos ve ailesine bir güzellik yaptı) ve kapıda yol yorgunu oğlu Timenos vardı.
Mehmet Akif Tiryaki 03.05.2007 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/4/2007 - Sakhar İle Kumriye
|
Kumriye kırmızı, rugan pabuçlu, Sakhar yakışıklı, zayıf uzun boylu. Dolaştılar hep el ele Ömür boyu İstanbul’u.
Elbiseleri Çamlıca toprağı rengi, ebruli, Babaannem severdi onları içinden geldiği gibi. Der di; “-Gözleri kehribar tespih taneleri.” Üsküdar’a gitmekti tek gayeleri.
Bir söz vardır; Bir şey kırk gün söylenirse olur, İkincisi; Akar su yolunu kendisi bulur.
Sakhar ile Kumriye dolaştılar birlikte, Pencere kenarlarında, Beraber çıktılar yemeğe, Yıldız’da, Fındıklı’da.
Üsküdar’ı seyrettiler, Beşiktaş’ta, Eminönü’nde, Fatih’te, Hep oraya gitmek istediler yüzüme baktılar Beni gördüklerinde.
Birkaç gündür yoklar ortada, Hiç gözükmediler günlerce bana. Ne pencerede ne de balkonda. Bu günlerde yağmur vardı İstanbul’da.
Dün gece rüyamda gördüm, El salladılar, Beyazıt Meydanı’nda, “-Üsküdar’a gidelim, Üsküdar’a gidelim.” Dediler, Süleymaniye Camii’nin şadırvanında
Uyandığımda baktım; Yan gözle beni arıyorlardı Buğulu camın ardında.
Yağmurlu bir cumartesi sabahında, Usulca penceremi açtım, Bir adım sonra onları rahatlattım.
Şimdi sıra sabah konuklarımla kahvaltıda, Erkenciyim, Günüm başladı altıda. Nasipse bu gün kahvaltıdan sonra Götüreceğim onları şehir hatları vapuru ile Üsküdar'a. |
|
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/4/2007 - Aşk
|
Süpürge Çiçeginden Hediye
Sirin kasabamizda çiçekçi yoktu. Nalbur dükkanlarinda kuru süpürge çoktu.
Birkaç gün sonra annemin dogum günü. Çarsiya gittim, süpürge aldim. Iki buçuk liraya oldu bu is galiba.
Tek tek koparip onu vazoya koydum, içine su doldurup açmasini bekledim. Çiçek vermesi için dualarla besledim.
Dogum günü yaklasti, gün günü kovaladi, pembe ufak çiçekler kuru dallarda açti.
Pazara gittim, boncuk bir kolye aldim, çali süpürgesinden bir demet çiçek yaptim. Bu kolyenin yanina onu arkadas kattim.
Hediyemi verdim, agliyordu yine, seni çok seviyorum, iyi ki dogdun anne. |
|
|
|
Mehmet Akif Tiryaki |
|
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/4/2007 - ŞİİR
|
Tren Şiir Ve Eskişehir
Isparta yolcusu olduğum gece, İstanbul cemrelerden sonra gelen baharı misafir etmekte zorlanıyordu. Bostancı tren istasyonunda tinerci bir çocuk sigara istedi, sigaram yoktu. Nihayet Haydarpaşa’dan on yedi otuz beşte kalkan Pamukkale ekspresi geldi, üçüncü vagon önümde durdu.
Yorgun bedenim tek kişilik koltuğa kuruldu. Yanımda erzak poşetim ve üç sandviç iki meyve suyu, bir de gazetem vardı çözecektim yolda sudoku. Seviyordum tren yolculuğunu.
Eskişehir’de mola verdiğimizde sandviçlerimin ikisini bitirdim, bir tanesi de poşette. Elimi cama koyup dışarıya baktım, karanlıktı gece. Trenin yolu yarıladığı saatlerde radyomun kulaklıkları sağlı sollu yerlerine oturdu, şiirim okunduğunda etrafımda kimseler yoktu. Ne güzeldi gece ve şiir ve de, eskiden dargın olduğum o masum içinden nehir geçen şehir.
İhtiyaç molası bitti, tekrar boşalan vagonlar doldu, ben hiç kalkmadım koltuğumdan, Eskişehir’e yağmur yağıyordu.
Bu gece karışık bir dondurma ısmarladı bana adını bilmediğim bir kişi, külahımda beş çeşit lezzet, hepsi de birbirinden farklı, yalnızlık, yağmurun sesi, tren, şiir ve Eskişehir.
Ruhum şiir yağmurları ile ıslandı, dargın olduğum şehir bu gece barışmam için elinden geleni yaptı. Üçümüz de ıslandık. Tren, ben ve dışarıdaki bir gözü mavi kedi.
Gece çok hoştu, Eskişehir’e olan kırgınlığım artık son buldu. Cama gözlerimi serdim, tren hızını alamamış çocuklar gibi koşuyordu. Enis Abi “Telgrafın tellerine kuşlar mı konar” Plağını koydu, hışırtılı plak sesini özlemişim, bu ses bir başka duygu.
Gözlerim buğulandı, Eskişehir havasına uydu, ne güzeldi trende şiir ve Eskişehir. Radyodaki şarkıcı; “Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma, şu gençlikte neler geldi cahil başıma.” Diyordu. Tren süratlendi,
Radyodan çıkan ezgiler, güzel sözlerle şiirler beni rüyalı bir uykuya doğru ittiğini hissettim. Uyandığımda etraf gül kokuyordu.
Ne güzeldi trende şiir ve Eskişehir, ne güzeldi pembe gülün kokusu ile uyanmak, ne güzeldi hayatı doya doya yaşamak.
Umutla sarılmak kelimelerin her hecesine, sevgiyle bakmak hayatın romantik resmine. “İşte geldik gidiyoruz, kalanlara selam olsun” dercesine… |
|
|
|
Mehmet Akif Tiryaki |
|
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/4/2007 - Sevdaya Beş Kala
Sevdaya Beş Kala (2)
Sevdaya beş kala
Yetişemedim
Arkandan el salladım
Islık çaldım
Kaçırdım sevdaya beş kala
Seslendim avaz avaz
Duyuramadım.
Sevdaya beş kala
Kent sokaklarında
Seni aradım
Bulamadım.
Sonsuzluk limanında
Rüya kasabasında
Sevdaya beş kala
Elimi uzattım
Uzanamadım
Sevdaya beş kala
Saçların başucumda
Okşadım
Alnından öptüm, kokladım
Doyamadım
Anılarımda hep seni sakladım
Saatler sevda ile buluştu
Ben yine yalnız kaldım.
Mehmet Akif Tiryaki
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Dürüst, saf, temiz olmak, namusuyla, onuruyla yaşamak, insan olmanın en temel erdemidir.
Intelligent And Honest
Mehmet Akif Tiryaki
Kategoriler
Arkadaşlarım
• atilaisik • akiftiryaki • perfectfoto
|